Özcan Aladağ

BÖYLE SİYASET YÖNETİMİ OLUR MU?


Özcan Aladağ
7 Ocak 2014 Salı 12:21

Milliyetçi Hareket Partisi Seyhan Belediye Başkan Adayı olarak ‘ben siyaseti bıraktım' diyen Abdullah Çalışkan ilan edildi.
Aklım almıyor benim. Böyle siyaset yönetimi mi olur? 
Madem Abdullah Çalışkan'ı aday yapacaktınız neden bu hale düştünüz? Adamın elini aylardır kaldırmayıp tüm aday adaylarını kenetleyerek ‘Çalışkan aday yapılır ise biz yokuz' şekline neden getirdiniz?
MHP'nin il ve ilçe teşkilatları ile milletvekillerinin, genel merkez ile bağlantılı olarak Çalışkan'ın adaylığı noktasında gelinen noktayı seçmene, Seyhanlı insanlara nasıl izah edeceksiniz?
Aklım almıyor demekteki maksadım bu benim.
Abdullah Çalışkan ismi Seyhan için biçilmiş kaftan bir isimdi. Bunda hem fikiriz. Seyhan'da MHP'nin oylarını artıracak kapasitede bir isimdi. İsimdi diyorum, bu dakikadan sonra isim olması tartışılır.
Abdullah Çalışkan ‘memlekette siyaset böyle yapıldığı sürece, bu siyasiler doğru noktada buluşmadığı sürece ben siyasette yokum' demişti. Bizatihi Abdullah Çalışkan'ın kendisiyle konuştuğumda ortaya çıkan tablodan bir siyasetçi olarak utandığını söyleyip ‘bu siyaset düzelmediği sürece yokum' demişti.
Şimdi Abdullah Çalışkan açısından bu siyasi partiler ve siyasetçiler düzeldi mi? Bu sorunun yanıtını en iyi Abdullah Çalışkan'ın kendisi verecektir. 
Adaylık noktasında isminin açıklanacağı saatlerden tam bir saat önce kendisini aradım ve görüştüm. Bana ‘benim için sürpriz olur' dedi. Ve oldu da...
Gelelim bu sürprizin diğer aday adayı olan isimlere yansımasına, MHP'ye yansımasına. MHP'nin yönetici kademesindeki isimlerin bu krizi nasıl aşacaklarını ve Seyhan'da seçimi nasıl kazanacaklarını inanın merak ediyorum.
İnsanlara Abdullah Çalışkan ismini anlatmakta zorluk çekecekler. Abdullah Çalışkan'ın da verdiği sözden geri dönmesini halka nasıl izah edeceğini doğrusu merak ediyorum.
Çalışkan dışındaki aday adayları partiye çalışacaklar mı? Belki görüntü olarak çalışacaklarını adayın yanında duracaklarını söyleyebilirler ama nefistir bu. 
Bu aday adayı olan isimlerin Çalışkan için maddi ve manevi olarak yanında duracaklarını sanmıyorum. Tahmin dahi edemiyorum. Aday adaylarının eleştiride bulunma haklarının doğduğunu da bu vesile ile düşünüyorum.
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin bütün bu gelişmelerden haberinin olmaması mümkün değil. Seyhan'da böylesine yaşanan krizden sonra seçim kazanmayı ‘Çantada keklik' görenlerin yanıldıklarını görmeleri an meselesi.
Abdullah Çalışkan konusunda bu noktaya gelinmede kimlerin etkisi var? Bu sorunun yanıtını aramak gerekir diye düşünüyorum. Abdullah Çalışkan olmasın diyerek diretenler süreci 1 aydır bu hale nasıl getirdiler? Kriz nasıl aşıldı? Bütün bunlar önümüzdeki günlerdeki süreçte netleşecek. Fotoğraf ortaya çıkacak.
CHP'nin adayı Zeydan Karalar. Ak Parti'de şimdileri Azim Öztürk'e mum olmuş durumda. Sizin anlayacağınız ortada üç isim yarışacak. Karalar, Öztürk ve Çalışkan...
Seç beğen al misali.
MHP'nin krizden yaralanmadan çıktığını söyleyemeyeceğimize göre, olan bence Abdullah Çalışkan'a oldu. Siyaseten bu adaylık açıklaması ile zarar gördü, yara aldı.
Bu yarayı nasıl iyileştirecek?
Meclis üyelerinin listesini yaparak mı? Seçmene özür dileyerek mi? Seçmene gerçeği anlatarak mı?
Ortada bir bulmaca var... Hem de zor bir bulmaca.
Bana göre bu krizin en büyük sorumlusu partinin yöneticileri.
Eğer diyet ödemeleri gereken birileri var ise krize dönüşen Abdullah Çalışkan açıklamasını bu hale getirenler hesap vermeli.
İçinde kim olursa olsun, hesap verecekler olmalı...
Mevlam ne eyler ise güzel eyler... Bekleyip görelim.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık