Fikret Yeni
Zeydan Karalar
Salim Büyükkaya

Kahrolsun fasulyenin pilav üzerindeki faşizan baskısı


Salim Büyükkaya
28 Ocak 2014 Salı 22:36

Üniversite gençliğinin efsane geyiklerindendir.
12 Eylül öncesi duvar yazılaması yapan bir grup genç aniden etraflarının polis tarafından çevrildiğini görmüş.
Bu sırada gençlerden biri elindeki boya fırçasıyla "Kahrolsun Fa..." yazıyormuş. Gerisini getirememiş.
Polis amiri yazı yazan gencin yanına gelip:
"Ya yazıyorsun?" demiş
Genç:
"Kahrolsun Fasulyenin Pilav üzerindeki baskısı yazıyorum" demiş.
Sonrası ile ilgili rivayetler muhtelif.
Kimi, gencin, "Fasulye alınca canımız pilav çekiyor. Paramız yetmediği için alamıyoruz. Bunu kınıyorum" dediğini iddia eder, kimi başka bir şey...
Fasulyenin milli yemeğimiz olduğu ise gerçektir.
Okullarda, yurtlarda, yemek sırasında kısaca "Milli takım" dediğinizde görevli kuru fasulye pirinç pilavını anlardı.
İlk okullarda kuru fasulyenin etin yerini tuttuğunu anlatan öğretmenlerimiz de vardı.
Et yiyemeyen fakir çocuklarına kuru fasulye yemeleri önerilirdi.
Fasulye, nohut, mercimek ucuzdu.
O yıllarda ülkemizde de yeterince üretilirdi.
Dünya'da kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik.
Son günlerde fasulye ve bakliyat fiyatları yükseldi.
Sebebini anlamaya çalıştık.
Ne yazık ki bu konuda sağlıklı bir bilgi sahibi olma imkanımız yok.
Tarım Bakanı geçen yıl 200 bin ton, bu yıl ise 190 bin ton fasülye üretimi gerçekleştirdiğimizi söylüyor.
Başka kaynaklarda ise yıllık 130 bin ton olan fasülye üretiminin 75 bin tona düştüğü söyleniyor.
Türkiye'nin iç tüketiminin (Türkiye üzerinden Irak'a giden de dahil) 200 bin ton civarında olduğu belirtiliyor.
Dünya'daki toplam üretim ise 400-500 bin ton civarında imiş.
Bu durumda dünyadaki fasulyenin yarısını biz tüketiyoruz demektir.
Peki neden ne kadar ürettiğimizi, ne kadar tükettiğimizi bilmiyoruz?
Nereden bileceğiz?
Vatandaşın sofrasını düşünen mi var?
Üreticinin ne durumda olduğu kimin umurunda?
Varsa yoksa yandaşların kazanması, ithalat oyunları, stok ve lobicilikle birilerinin zengin edilmesi.
Et, yumurta, mısır ve fındıkta yaşananları düşünün.
Bu gün sit alanlarının nasıl peşkeş çekildiğini, üzerine kimlerin nasıl villalar yaptırdığını gözlerinizin önüne getirin.
Ülkenin neresinde keşfedilmemiş koy varsa araştırılıp bulunduğunu bir şekilde birilerine özel mülk yapılmaya çalışıldığını hatırlayın.
Vatandaşın sofrasından varsın kuru fasulye de eksik olsun.
Varsın üretici de ektiğini biçemez hale gelsin.
Daha iyi ya!
Fasulye yiyemezlerse makarna dağıtırlar.
Ölümü gösterip sıtmaya razı ederler.
Birileri han hamam kazanırken birileri de oy kazanır.
Hem kazanırlar, hem kazanırlar.
Hep kazandıklarına göre kimin kaybettiğinden onlara ne?


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık