Dr. Sümer Öztanrıöver

TELEFON DOLANDIRICILIĞI


Dr. Sümer Öztanrıöver
22 Mayıs 2014 Perşembe 23:20
Telefonla dolandırıcılık olayları, bütün uyarılara rağmen gerçekleşmeye devam etmekte. En son Canan Karatay’ın başına gelen olay, birçok kişiyi şaşırtsa da aslında hepimiz dolandırılmaya adayız. Emekli hakimlerin, savcıların, CEO’ların aldatılabilmesinin altında yatan neden, beynimizin tehlike karşısında kullandığı savaş ya da kaç tepkisidir. Dolandırıcı, tane tane, ikna edici bir ses tonuyla mağdura bir hikaye anlatıyor. Hikayede duygusal tetikleyicilerin olduğu kilit kelimeler kullanıyor: “PKK, operasyon, gizli, görev, tehlike, terörist, cinayet, tutuklama”  Kişinin ruhsal durumunda bir şok, şaşkınlık, ardından korku ve endişe duyguları tetikleniyor. Duygular etkinleştiğinde beynimizin korteks dediğimiz düşünen, mantıklı karar veren bölgesi devre dışı kalıyor ve bir hayatta kalma mücadelesi başlıyor. İşte buna savaş-kaç tepkisi diyoruz. Kişi tıpkı 10. katta çıkan yangındaki hissettiği korkuyu hissediyor ve pencereden atlamak kadar mantıkdışı kararlar alacak duruma geliyor. Yoğun tehlike duygusuyla dolandırıcıyı da 10. kata uzanmış bir merdiven gibi görüp güven duyuyor ve ne söylese yapar konuma geliyor. Dolandırıcıların kullandığı taktiği üç adımla özetleyebiliriz. 1. Adım: Uygun bir hikaye anlatmak veya mizansen düzenlemek: Burada amaç kişide bir şaşkınlık ve korku tepkisini uyarmak. Bunun için teknolojiyi kullanabiliyorlar. Örneğin 155, banka numarası gibi özel numaralar mağdurun telefon ekranında görünebiliyor. 2.Adım: Kişinin güvenini kazanma: Korku tepkisiyle sağlıklı düşünmesi ve karar vermesi engellenen kişiye yardım edeceğini söyleyerek güvenini kazanıyor böylece dolandırıcının güdümüne giriyor. 3. Adım: Bağlantının sürekliliği: Kesintisiz konuşma, dolandırmanın etkili olması için en önemli koşuldur. Konuşmanın sürekliliği bir tür hipnotizma etkisi yapıyor. Eğer telefon bağlantısı kesilirse kişinin duyguları yatışabilir ve sağlıklı kararlar verebilir. Bu nedenle dolandırıcı sürekli konuşmaya devam eder. Komutlar vermesi “Arkana bakma, sağa dön, sola dön, bakkaldan poşet al” hipnotizmayı güçlendiren unsurlardır. Korunmak için yapılacaklar: Öncelikle böyle bir olayın başımıza gelebileceğini varsaymak gerekir. Eğer yüksek oranda bir tehlike algılıyorsak durumun gerçekliğini sorgulamak ve başka bir kaynaktan doğrulatmak gerekir. Örneğin bankadan aradığını söyleyen kişi ile görüştükten sonra bankanın bizdeki numarasından aramak, polisi aramak oyunu sona erdirecektir. Herhangi bir tehlike algıladığımızda telefonu kapatmak veya uçuş moduna almak, bağlantıyı bir şekilde kesmek gerekir. Sonrasında kendimize “Şu anda hangi duyguları hissediyorum?” ve” Bu duyguları bedenimin neresinde hissediyorum?” şeklinde iki soru sorarak duygularımızı ve yerini belirleyelim. Daha sonra birkaç kez yavaş ve derin nefes alıp yavaşça verelim. Duygularımızın yoğunluğu azalacaktır. Böylece beynimizin korteksi dediğimiz muhakeme, analiz yapan ve mantıklı karar alan bölümlerini devreye girmesi kolaylaşacaktır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık