Türkiye'de her 100 kişiden ikisinde kalp yetersizliği var

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Ulucan, her yıl mayıs ayının ikinci haftasında dikkat çekilen Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası kapsamında kalp yetersizliğinin belirtilerinden risk faktörlerine, erken tanının öneminden korunma yollarına kadar hastalığa ilişkin önemli bilgiler paylaştı.

Kalp yetersizliğini kalbin vücudun ihtiyaç duyduğu kanı yeterli miktarda pompalayamaması olarak tanımlayan DoktorTakvimi uzmanlarından Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Ulucan, “Kalbin kasılma gücünün azalması ya da yeterince gevşeyip kanla dolamaması sonucu ortaya çıkar. Bu durumda organlara giden kan azalır ve vücutta sıvı birikimi gelişir. Kalp yetersizliği, sessiz ilerler, ciddiye alınmazsa hayatı zorlaştırır. Nefes darlığı, çabuk yorulma ve bacaklarda şişlik… Çoğu zaman yorgunluk diye geçiştirilen bu belirtiler, kalp yetersizliğinin ilk sinyalleri olabilir. Erken tanı ise hayat kurtarır” diyor.
 
En sık nedenler arasında kronik hastalıklar var

Kalp yetersizliğinin çoğu zaman başka hastalıkların sonucu geliştiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Ulucan, en sık nedenlerin kalp damar tıkanıklıkları, geçirilmiş kalp krizi, yüksek tansiyon, kalp kapak hastalıkları ve diyabet olduğunu söylüyor. Özellikle uzun süre kontrolsüz seyreden hipertansiyonun kalp yetersizliğinde önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çekiyor.
 
Türkiye'de giderek artan bir sağlık sorunu

Türkiye'de kalp yetersizliğinin giderek daha sık görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Şeref Ulucan, “Toplumda yaklaşık her 100 kişiden ikisinde kalp yetersizliği bulunuyor ve yaklaşık 1,5 milyon kişinin bu hastalıkla yaşadığı tahmin ediliyor. Daha da dikkat çekici olan ise hastalığın ülkemizde Avrupa'ya kıyasla daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesidir” diyor.
 
Hastalık çoğu zaman yavaş ilerliyor
 
Kalp yetersizliğinin sinsi ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şeref Ulucan, “Nefes darlığı, çabuk yorulma, bacaklarda ve ayaklarda şişlik, gece nefes darlığı ile uyanma, çarpıntı ve ani kilo artışı en sık görülen belirtiler arasında yer alır” diye konuşuyor. İleri evrelerde hastaların düz yatmakta zorlanabildiğini de ekliyor.
 
Risk grubunda kimler var?

Hipertansiyon, diyabet, kalp krizi öyküsü, obezite, sigara kullanımı ve ileri yaşın en önemli risk faktörleri olduğunu belirten Prof. Dr. Şeref Ulucan, bu gruptaki kişilerin daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini söylüyor.
 
Erken tanı mümkün ama çoğu zaman gecikiyor

Hastalığın genellikle ileri evrede fark edildiğini belirten Prof. Dr. Şeref Ulucan, “Oysa risk grubundaki bireylerin düzenli kontroller yaptırması ve kalp ultrasonu (EKO) ile değerlendirilmesi, hastalığın erken dönemde yakalanmasını sağlar” ifadelerini kullanıyor.
 
Tanı ve tedavi süreci

Tanıda fizik muayene, EKG ve EKO'nun temel yöntemler olduğunu söyleyen Ulucan, gerektiğinde ileri tetkiklerin de devreye girdiğini belirtiyor. Tedavide ilaçların yanı sıra tuz kısıtlaması, yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı hastalarda kalp pili ya da şok cihazı gibi yöntemlerin kullanılabildiğini aktarıyor.
 
Günlük yaşamda dikkat edilmesi gerekenler

Kalp yetersizliği olan hastaların yaşam tarzının tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şeref Ulucan, “Tuz tüketiminin azaltılması, ilaçların düzenli kullanılması, günlük kilo takibi yapılması, sigara ve alkolün bırakılması ve hafif egzersizin ihmal edilmemesi büyük önem taşır” diyor.
 
Önlenebilir bir hastalık

Kalp yetersizliğinin büyük ölçüde önlenebilir olduğunu belirten Prof. Dr. Şeref Ulucan, “Tansiyon kontrolü, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması ve diyabetin kontrol altında tutulması en etkili korunma yöntemleridir” ifadelerini kullanıyor.
 
Yanlış inanışlar tanıyı geciktiriyor

Toplumda bazı yanlış inanışların yaygın olduğunu söyleyen  Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Ulucan, “Kalp yetersizliği sadece yaşlılarda görülür düşüncesi doğru değil. Nefes darlığı normal kabul edilmemeli. Doğru tedavi ile hastalık kontrol altına alınabilir” diye uyarıyor.