Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağın yerel seçimler öncesinde yanından ayırmadığı ve güzel dostlukları ile hep yad ettiğimiz Av. Yusuf Özerin istifa haberini duyduğumda beklenen gerçekleşti diyerek fazlaca da konuya olumsuz yaklaşmadan, kulp takmadan yorum yapma ihtiyacı duydum.
Ne kadar iyi ettim bilmiyorum ama bu ayrılığı inanın şahsen ben bekliyordum.
Yusuf Özeri BBPteki siyaset yaptığı günlerden tanırım. Sonrasında Ak Partide Büyükşehir Belediye Başkanı olma yarışından ve ardından da MHP serüveni dönemlerinden bilirim.
Bilal Uludağın aday adaylığı ve ardından MHP Genel Merkezi tarafından aday olarak isminin açıklanmasından sonra tüm toplantılarında, projelerinin taslak halinden uygulamaya konulmasına varana değin geçen sürede hep Yusuf Özerin Bilal Başkana yakınlığını gördüm, yaşadım.
Bu yakınlık aslında Bilal Uludağa hep artı olarak yansıdı ve Bilal Bey bundan faydalandı.
İstifa eder iken Yusuf Özer, kimse özel bir neden aramasın demiş ama durup durur iken de böylesine bir istifanın gerçekleşmesi hiç de öyle altında bir şey aranmayacak konu değil bence.
Aslında Yusuf Özerin istifasını ben kendi adıma bekliyordum.
İçeride bir sıkıntının olduğundan haberdar olduğum için hiç yadırgamadım doğrusu.
Portakal Çiçeği Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Aytekin Gezicinin iki gün önce istifasının ardından beklenen gelişmenin öncüleri yaşandı aslında.
Özellikle MHPli Belediye Başkanı Bilal Uludağın bu ayrılıkta taraf olduğunu düşünüyorum şahsım adına.
Yani, yaşadığı sıkıntılardan sonra böyle bir karar alma noktasına geldiğini düşünüyorum Bilal Uludağın.
Yusuf Özerin özellikle son dönemlerde Cemaata yakın isimlerin duruşmalarında yer alarak taraf olduğu konuları da gözümün önüne getirince bu ayrılığın beklentilerinin yükseldiğini hissediyor, bunu da böyle yorumluyorum.
Belki yanlış düşünce içindeyim ama bir gazeteci olarak buradan bakınca olayın görünüşü böyle diyerek yorum yapmak durumunda kaldım.
Buna ayrıca MHP camiasının da Bilal Başkanı uyguladığı psikolojik baskılarında katıldığını, bunun da bonus olarak etkisinin olduğunu düşünüyorum.
Eğer düşüncelerimde yanılıyor isem bunu düzeltecek olan da Sayın Yusuf Özerin kendisidir. İşin özünde Yusuf Bey böyle bir konuya işaret etmeden öküzün altında buzağı aramayın demiş ama biz yine de mesleğimiz gereğince öküzün altında bir adet buzağı arayalım dedik.
Buzağıyı bulduk mu?
Ne dersiniz?


